Düzenli Kredi

Ek Ödeme ile Borç İlişkisinden Erkenden Çıkma

Borcun maliyeti iki değişkenin çarpımıdır: anapara ve zaman. Faiz oranını pazarlıkla düşürmek çoğu zaman elinizde değildir, ancak bu iki değişkeni doğrudan siz kontrol edebilirsiniz. Ek ödeme tam olarak bunu yapar: taksit takviminin dışında yapılan her ödeme anaparayı kırar, kırılan anapara üzerinden bir daha faiz işlemez ve borç ilişkisi öngörülenden önce sona erer. Aşağıda, bir borç ek ödeme stratejisini sayısal olarak nasıl kurgulayacağınızı, kaynağı nereden bulacağınızı ve hangi borca yönlendirmenin daha kârlı olduğunu adım adım ele alıyoruz.

Ek ödemenin matematiği: erken yapılan 1 lira, geç yapılan 2 liraya bedeldir

Somut bir senaryo kuralım. 100.000 TL anapara, aylık %2,5 faiz, 36 ay vadeli bir tüketici kredisinde taksit yaklaşık 4.245 TL, toplam geri ödeme ise yaklaşık 152.800 TL olur. Yani 52.800 TL faiz maliyeti taşırsınız. Şimdi elinize geçen bir ikramiyeden 10.000 TL'yi ek ödemeye yönlendirdiğinizi varsayalım:

Senaryo Kalan taksit sayısı Bu noktadan sonra ödenen toplam Kazanç
Ek ödeme yok 36 ay tamamlanır 152.800 TL
12. ayda 10.000 TL ek ödeme Vade ~20 aya iner (4 taksit erken bitiş) ~145.400 TL ~7.400 TL
24. ayda 10.000 TL ek ödeme Vade ~9 aya iner (3 taksit erken bitiş) ~149.700 TL ~3.100 TL

Aynı 10.000 TL, 12 ay önce ödendiğinde iki katından fazla tasarruf üretiyor. Bunun nedeni basittir: ek ödeme, o paranın vadeye kalan süre boyunca doğuracağı bütün faizi iptal eder. Dolayısıyla stratejinin ilk kuralı tutarı büyütmek değil, zamanı öne çekmektir. İkramiyenizi üç ay “ne yapsam” diye bekletmek, sessizce faiz ödemeye devam etmek anlamına gelir.

Ek ödeme kaynağını nereden bulacaksınız?

Ek ödeme, düzenli taksitin üzerine binen bir yüktür; bu yüzden kaynağının da düzenli bütçenin dışından gelmesi en sağlıklısıdır. Gelir–gider tablonuzu bütçe yapma alışkanlığıyla netleştirdiyseniz, aşağıdaki kalemler doğal ek ödeme havuzunuzu oluşturur: